|
||
|
Tütüne sihir katan kültür, gün geçtikçe daha fazla ilgi, sevgi görmeye devam ediyor. DoÄŸu kültürünün önemli bir parçası olan nargilenin ismi Farsça’da ‘Hindistancevizi’ anlamına gelen “nargil” kelimesinden geliyor. Araplarca “ÅŸiÅŸa”, İranlilarca ise “kalyan” olarak adlandırılan nargilenin ilk örnekleri Hindistan’da ortaya çıktı. Hindistancevizinin içi boÅŸaltıldıktan sonra kabuÄŸuna bir kamış sokularak yapılan ilk nargile, hintkeneviri tüketimine yeni bir boyut katarken, hindistancevizi ise zamanla yerini kabaÄŸa bıraktı. Gün geçtikçe yaygınlaÅŸmasının ardından da porselen ve bronz gövdeli nargileler ortaya çıktı ve bunları çini, gümüş ve cam gövdeli nargileler izledi. Önce İranlilar, sonra Araplar arasında yaygınlaÅŸtı. AraÅŸtırmacıların ‘sohbet medeniyeti’ diye tanımladığı Osmanlı ise tütünü tanıdığı 16. y.y dan bu yana nargileyi içine çekip, dumanını göğe savuruyor. Muhabbet erbablarının vazgeçilmez dostu nargile, bu misyonunu günümüzde de hiçbir ÅŸey yitirmeden sürdürüyor. Çünkü tiryakilere göre tek başına nargile içmenin hiçbir anlamı yok! Bu nedenle nargile kahveleri hâlâ en koyu sohbetlerin baÅŸlıca mekanı olma özelliÄŸini koruyor. |
AÄŸu 13
Son Yorumlar